21 Haziran 2017 Çarşamba

Kitap Yorumu: Yabancı/Albert Camus

Selamlar! 🌸 Evet, yeni bir ortak okuma daha. 🙈 Albert Camus benim gerçekten çok sevdiğim bir yazar ve Yabancı da sevdiğim kitaplarından biri. Aramızda okumayanlarımız var mı? Bence en azından yazarı denemelisiniz. 👍🏼



Mersault öyle bir karakter ki, bir yerden sonra gerçekten 'Böyle insan mı olur ya?!' diyorsunuz. Ama oluyor arkadaşlar. Mersault o kadar boş vermiş ki her şeyi; ölümü bile! Yani yaşama da, yaşamın gerektirdiği şeylere de yabancı, kayıtsız, umursamaz. Onun için her şeye verilecek en doğru cevap 'fark etmez.'
Kitap, kahramanın annesinin ölümüyle beraber kahramanın bakım evine gitmesiyle başlıyor. Annesinin ölümüne karşı bu umursamaz tutumu orada çok ayıplanarak karşılanıyor ama Mersault için 30 yaşında ya da 70 yaşında ölmenin bir farkı yok; hayat bir başkasının yaşıyor oluşuyla devam ediyor zaten, 'fark etmez.' İşte bu noktada kahramanın umursamazlığı insanı rahatsız ediyor. Şöyle bir sarsmak istiyorsunuz. Yani bu romanda kahramanın bu umursamazlığının başına neler açtığını okuyoruz. Hoş onu da umursamıyor. Çünkü ona göre hayat yaşamaya değmez, üzerinde düşünmeye gerek yoktur, normlar saçmadır. Yazarın dilini seviyorum, biraz ağır doğru ama az sabırla üstesinden gelinir. Gerek ana konu olsun gerek alt başlıkları, ben yine beğenerek okudum. Klasik kitap geçmişi olanlara tavsiyemdir, olmayanlar için bana kalırsa henüz erken bir kitap bu. 🤗 Keyifli okumalar! 

14 Haziran 2017 Çarşamba

Kitap Yorumu: Kazananın Laneti

Herkese merhaba! Kazananın Laneti birçok insanın beğendiği bir kitap olmuştu ve çok da merak ediyordum. Ancak elimde çok fazla seri olduğundan ve bu serinin ikinci kitabı çıkmadığı için seri devamı nasıldır bilemeyeceğim için beklemeye karar vermiştim. Sonra @peraninkitapligi 'ndan Büşü'yle ortak okuma yapabilmek adına kitabı aldım. Onunla okumak, fikir alışverişi yapmak, bittikten sonra kendi aramızda yorumlamak çok keyifliydi!




Yazar hakkında düşüncelerimden bahsedeyim önce. Ben dilini sevdim, akıcı ve zorlamıyor. Olay örgüsü da bakınca bilindik, yine de yazarın işleyişi açısından güzeldi ama bence distopyadan ziyade bir aşk romanı yazsa daha başarılı olurdu. Çünkü bu kitap distopya yönü zayıf bir kitaptı bana göre.
Zamanında yaşanan bir savaş sonucu Valorya, Herrani topraklarını alıyor ve Herrani halkını köle yapıyor. Kestrel, Valoryalı ve General Trajan'ın kızı. Arin, Herranili ve o bir köle. Kitap, Kestrel'in yolunun köle pazarına düşmesi ve bunun sonunda Arin'i satın almasıyla başlıyor. Sonrasında Kestrel'in Arin'den köşe bucak uzak durmaya çalışmasını, sonra buna mani olamamasını, sonra ikili arasında geçen diyalogları, sonra ikilinin başına gelen bazı 'distopik' yönü daha ağır olan birkaç kısmı okuyoruz. 
Bence kitap kendi içinde çok fazla boşluk barındırıyordu. Okuduğum savaş sahneleri çok yavandı, kurgulanan isyan çok ince işlenmişti doğru ama uygulamada yazar daha sağlam gelebilirdi. Bence aşk daha çok işlenen bir temaydı. Seriye giriş kitabı için ortalamaydı ama öyle çok beğendiğim. göklere çıkardığım bir kitap da olmadı. Devamını getireceğim ama umarım sonraki kitaplar daha dolu dolu olur. Tavsiye eder miyim, çok bilemiyorum ama beklentiniz olmadan başlayın bence. Herkese keyifli okumalar dilerim! 

11 Haziran 2017 Pazar

Kitap Yorumu: Kan Kırmızı Yol

Herkese merhaba! 🌁 Bugün çok merak ederek aldığım ve aldığım gibi de okumaya başladığım Toz Diyarları Serisi'nin ilk kitabı Kan Kırmızı Yol ile geldim. Ben bu seriyi çok kişide görmedim ama gördüğüm insanların da çok sevdiği bir seri olmuştu, bu yüzden de seriyi almaya karar verdim. İyi mi ettim kötü mü ettim çok emin değilim ama gelin önce kısaca konudan bahsedeyim.



Saba ve Lugh ikizler. Emmi onların küçük kardeşi ve babalarıyla beraber neredeyse kimsenin geçmediği, kuraklığın ise yavaş yavaş kendine yer edindiği bir yerde, Gümüşgöl'ün yanında oturuyorlar. Anneleri Emmi'yi doğururken ölmüş ve bu yüzden Saba onu bir türlü affedemiyor. Günlerden bir gün dört tane adam çıkageliyor ve Lugh'u kaçırıyorlar. 
Sebebi bilinmiyor, onların kim olduğu bilinmiyor, nereye götürüldüğü bilinmiyor. İşte bu kitap Saba'nın ikizini bulmak için düştüğü yolda başına gelenleri anlatıyor. Olayların bağlandığı noktayı çok sevemedim, daha üst düzey bir şey beklerdim. Ama daha iki kitabı olduğunu düşünürsek devamında daha sağlam bir şeyler olmalı. 🤔
Yazarın dilini çok anlayamadım, ya da çeviriyle alakalıydı emin değilim, kitap şimdiki zamanla anlatılıyor ama zaman zaman -di'li geçmiş zamana kaymalar olmuş. Ayrıca birçok kere yazım hatasına denk geldim. Yayınevi umarım daha dikkatli olur. 🤷🏼‍♀️ Yine de yazarın dili akıcı ve kitap kolay okunuyor.
Saba zaman zaman 'aferin kızım!!' dediğim bir karakter, zaman zaman da 'sen salak mısın?!!' diye haykırmak istediğim bir karakter oldu. Aslında güçlü bir kadın karakter okumak beni mutlu etti ama keşke bünyesinde az buçuk salaklık da barındırmasaydı. 🤦🏼‍♀️ Ayrıca Emmi'yi birçok kere öldürmek istediğimden emin olabilirsiniz. Jack için ise nötr kaldım. Gerçekten aşık olacağım bir karakter ne zaman çıkacak acaba karşıma? 😅 Yani seriye giriş kitabı için ortalamaydı. Belki de çok bir şey beklemeden başlamak çok daha yararlı olur. Aramızda bu kitabı okuyanlar var mı? Düşünceleriniz neler? Herkese iyi günler, iyi okumalar dilerim. 🌾

9 Haziran 2017 Cuma

Kitap Yorumu: Firefight

HARİKAYDI.
Hazır Dex bu kitapları tekrar basmışken, koşun ve alın.
Brandon Sanderson, sen gerçekten harika harika harika bir yazarsın. Firefight serinin ikinci kitabıydı. İlk sayfadan aksiyonun ortasına düşüyorsunuz! Zaten sonra da bir dakika kesilmiyor. Gerçekten okurken nefes almadığımı fark ettim ve zaman zaman kitabı bırakmak zorunda kaldım! Özellikle 300 sayfadan sonra nasıl okudum ve bitti anlamadım. Sanki her şey bir dakika içinde oldu bitti gibi... Belki de abartıyorum. Bilmiyorum. Olabilir. Ama yani çok beğendim işte, daha nasıl anlatabilirim bunu? Yazarın diline, olayları verişine, hayal dünyasına diyecek söz yok. ADAM MUAZZAM. Ayrıca Steelheart Serisi yazarın diğer serileri yanında sönük, siz düşün gerisini.


Bizim asiler ekibi bundan öncesinde Newcago'da Steelheart'ı devirmeye çalışıyordu ve acaba başarılı oldu mu? Bu kitapta bizimkiler bölünüyor ve bir kısmı Newcago'da kalırken David, Prof ve Tia Yeni Babil' yani eski adıyla Manhattan'a doğru yola çıkıyor. Çünkü bu sefer de buranın demişbaşı Regalia sorun çıkarmaya başlıyor. Ama bakın neler neler oluyor.
Kitabın sonunda birkaç dakika öylece durdum ve bunlar nasıl oldu diye düşünmeye başladım. Gerçekten inanılmazdı. Öyle şeyler oldu ki bunları sonraki kitapta nasıl toplayacaklar bilmiyorum.
Megan gerçekten sevdiğim karakterlerden biri ki kolay kolay bir karakteri benimseyemiyorum. Onu yeniden görmek, David ile diyalogları, yaptıkları çok güzeldi. Prof beni birçok kere çok şaşırttı. Aslında kendisiyle mesafeliyimdir. Öyle bir karakter ki okur bile uzağında kalıyor Prof'un.
Ya bunlardan bahsediyorum ama ilk kitabı okumadığınız için anlamıyorsunuz, değil mi? O yüzden ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? En yakın kitapçıya gidip Steelheart alıyorsunuz. Ya da oluşturduğunuz sepete Steelheart da ekliyorsunuz. Sonrası gelecek eminim! Eğer Brandon Sanderson okumaya korkuyorsanız buradan başlayın. Keyifli okumalar!
♥ Bu kitapta da bana @bookandcoffee__ eşlik etti.

8 Haziran 2017 Perşembe

Kitap Yorumu: Steelheart

Merhaba. 🦉 Bir diğer @bookandcoffee__ ile ortak okumamızla gelmiş bulunmaktayım. Brandon Sanderson benim favori yazarım. Neil Gaiman ile aralarında 0.0001'lik bir fark olduğunu söylemeden geçmeyeyim. 👯 Birçok kitabını okudum ama Steelheart baskısı olmadığı için okuyamadığım bir kitabıydı. Yakın zamanda tekrar basıldı kitap ve ben de serinin bütün kitaplarını aldım.
Diğer kitaplarıyla kıyasladığım zaman biraz aşağıda kaldığını söyleyebilirim ama kesinlikle bu kitabı da çok güzeldi. Bu kitapta mizahi diyaloglar biraz daha fazlaydı ve çok akıcıydı. Ama çeviriyle alakalı biraz sıkıntıların olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca türü fantastik, bilimkurgu ve bir miktar da distopya içeriyor. 



Bu dünyada olağanüstü güçleri olan epikler var ama sorun şu ki bu epiklerin neredeyse hepsi kötü. Newcago'nun başında ise Steelheart var ve bu bölgede epikler de dahil herkesi sindirmiş durumda.
David'in 8 yaşında yaşamış olduğu bir olay ile kitap başlıyor. Burada meydana gelen olaylar sonucu David babasını kaybediyor ve intikam ateşiyle başlıyor epikleri araştırmaya. Her distopyada olduğu gibi burada da bir isyan ekibimiz var. İşte David'in epiklere yönelik bu araştırmalarını, isyan ile iş birliğini ve bunun sonucunda gelişecek olayları okuyoruz. Bakıldığı zaman bilindik yanları var ama kendi içinde özgün. Ayrıca aksiyon bir dakika eksik olmuyor. Sürekli bir olay var ve kendini de okutan bir kitap. Bunun yanı sıra süper gücü olanların dünyayı kurtardığı bir kitap okumuyoruz. Yani anti-kahraman içerikli bir kitap olduğunu da söyleyebiliriz.
Eğer Brandon Sanderson okumadıysanız ve diğer kitapları gözünüzü korkuyorsa önce Steelheart ile başlayabilirsiniz. Kesinlikle önerimdir!

6 Haziran 2017 Salı

Pinokyo Olsam Burnum Kaf Dağını Deler Geçer

Evet en son bu sefer iyi geldim, çok da güzel iyi geldim havalarında yayınımı paylaşıp dedim ki, 'Tamam Kalem Fili, artık blogunla ilgilen. Orası senin depon, ne var ne yok doldur gitsin!'
Ama arkadaşlar, hayat olmadık anlarda olmadık şeyler çıkarıyor karşınıza. Kendi adıma zor zamanlar geçirdim. Zor zamanların üstüne zor bir sınav dönemi geçirdim. Kimin iyi kimin kötü gün dostu olduğunu anlamama vesile olan bu süreç içerisinde insanlara çok da anlam yüklememek gerektiğini de anlamış oldum lakin gelin görün ki insan insana değer vermeyi bir an olsun bırakmayı düşününce şu dünyanın hiçbir anlamı kalmıyor.
Eh, zaman her şeyin ilacı. Bunlar üzerinden de çok sular akacak elbet ama ben sanırım kaybettiğim pek çok şeyin yerine yeni bir tanesini koyamayacağım. Olsundu. Mutluymuş gibi davranmak ya da kendini hayatın o yalancı rüzgarına kaptırmak daha kolay. 
O yüzden gelin şu yalan dünyada başıma gelen daha masumane şeylerden bahsedelim.


O zaman en az masum olan şeyden başlayayım; sınavlar!
Gerçekten bu dönem canıma okudular. O kadar zor atlattım ki anlatamam. Verimli zaten çalışamadım, üstüne konular çok ağırdı, hocalar sağ gösterip sol vurdu derken işte zaman ya, bunu da geride bıraktık.
Tatilim başlayalı bir hafta oluyor ve bu süre boyunca uyuyorum, kitap okuyorum, anime izliyorum. Tembellik yapıyorum bol bol. 
Bu ay kendime 20 kitaptan oluşan bir liste yaptım. Kararlıyım, okuyacağım! İnanıyorum kendime.
Ayrıca hunharca kitap okumayı çok özlemişim. 
Şu aralar sardığım bir şey ise Naruto. Arkadaşım @peraninkitapligi'ndan Büşra sayesinde başladım ve inanılmaz güzel bir anime olduğunu düşünüyorum. Anime izlemek istiyorsanız bir şans verin derim.
Kore dizisi henüz izlemiyorum ve ne yenidir ne güzeldir bir fikrim yok ama bu hafta içerisinde şöyle üç beş dizeye birden başlamayı düşünüyorum. 
Ve Korece öğreniyorum! Nasıl mı? Memrise isimli bir program ile! Program yılın en iyisi ödülünü aldı ve dibine kadar hak ediyor arkadaşlar, mutlaka bakmanızı öneririm. 
Şu an Ramazan Ayı sebebiyle pek evden çıkmamayı planlıyorum ancak bittiği gibi İstanbul'a gitmeyi düşünüyorum. O kadar harika insanlarla tanıştım ki İnstagram sayesinde. Hepsiyle de yüz yüze görüşmek istiyorum. Ayrıca ömrüm boyunca İstanbul'a hiç gitmedim. Sonrasında Ağustos sonu Eylül başı gibi Muğla yolları görünüyor ama bakalım neler olacak. 
Bu sefer geri döndüm demiyorum, ama blogumu unutmadığımı da şuraya iliştirmeden gitmek istemiyorum.


Son olarak, instagramı aktif olarak kullanarak buraya ihanet ettiğimi biliyorum. :D Ama orası daha kolayıma geliyor açıkçası. O yüzden daha aktif bir Kalem Fili görmek istiyorsanız instagramdan da kitap yorumlarıma bakabilirsiniz. Bir tık tık yeter. :')
Ayrıca artık kitap yorumlarımı instagramdan buraya taşımaya karar verdim. Böylece burada da aktifliğimi koruyabilirim. ^^
Herkese hayırlı ramazanlar olsun. Bol kitaplı, dizili, filmli, eğlenmeli, gülmeli ve en önemlisi sağlık dolu bir yaz olur umarım.


Kitap Yorumu: Palto

Selam! 👒 Bugün kısacık bir kitabın yorumuyla geldim. Kitabı Kore Fenomeni ile okuduk. 
  • Sonsözüyle beraber kitap 66 sayfa, yani bir saat gibi bir sürede bitebilirsiniz. Ayrıca yazarın dili çok güzeldi, zaten oturup da Gogol'u eleştirmek bana düşmez. Sadece biraz korkuyordum dilinden lakin sanki biri sizi karşısına almış da bir anısını anlatıyormuş gibi hissediyorsunuz. Zaten anlatımı da o yönde ilerliyor. 
  • Ayrıca Dostoyevski demiş ki, 'Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık.' Çok iyi değil mi? 👍🏼


  • Şimdi Akakiy Akakiyeviç işine son derece bağlı bir katip ancak oldukça pasif ve çevresince de saygı duyulmayan bir adam. Soğuk Rus rüzgarlarının estiği bir günde katibimiz paltosunun artık kendisini koruyamadığını fark ediyor ve evvelden tanıdığı bir terziye yama yapması için götürüyor ancak terzi paltonun yama yapılamayacak kadar eski olduğunu, yeni bir palto dikmenin şart olduğunu söylüyor. Akakiy bu yeni haberle telaşlanıyor çünkü zor geçinen bir adam. Velhasıl almasına vesile olan birkaç olay sonunda da palto dikiliyor ve Akakiy daha önce farkına varmadığı pek çok duygunun içinde mutlulukla yüzmeye başlıyor. Ancak bu mutluluğu uzun sürmüyor ne yazık ki. Nedenini öğrenmek için lütfen okuyunuz. 💁🏼
    Öncelikle kitap çok kısa, konu belli ama olayın derinliği çok farklı. Bu kitap da bakıldığında içerisinde başka şeyleri temsil eden pek çok simgeye sahip. Eski palto kişinin dingin kişiliği, çalışkanlığı, görünmezliği iken yeni palto belanın bizzat davetiyesi oluyor bu kitapta. Ayrıca insanların istediklerinde nasıl zalim ve alaycı olabileceğini bir kitapla daha görmüş oluyoruz. Kitabın sonlarında bir olay oluyor, burada söylemek istemiyorum ama okuyanlar anlayacaktır. Ben mesela bu olayın Akakiy'e yardım etmeyen her bir insanın vicdanını temsil ettiğini düşünüyorum. Velhasıl bünyeme böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum ve ileride bir kere daha okumak istiyorum. Korkmadan alın, okuyun. Kolayca bitireceksiniz. Keyifli okumalar. 🏔

13 Nisan 2017 Perşembe

Nerelerden Alışveriş Yapıyorum?

Merhaba arkadaşlar! Özellikle son zamanlarda kitap satışı yapan sitelerden çok çektiğim için genel bir değerlendirme yapmak istedim. Hepsiyle alakalı deneyimimden ve görüşlerimden bahsedeceğim. Sonrasında seçim size kalmış. Denemek isteyen yine denesin.



Önermediklerim;
İdefix hakkında konuşayım önce. Kendisi sabit kullandığım siteydi. Kargo hızları harikaydı. Olmayan kitap sayısı azdı. Hasarlı gönderme durumları çok çok azdı ve ben rahat bir yılı aşkın sadece burayı kullandım. Sonrasında önce ellerinde olmayan kitabı stokta gösterme durumları başladı ve birkaç kere siparişlerimi böldüler. Dedim yine bekletmek istemiyorlar parça parça gönderiyorlar. Sonrasında kargo durumuna ilişkin bilgilerin yazdığı kısımda bir hata oluştu. Temin süresinde ya da paketli görünen ürün ertesi gün elime ulaşabiliyordu ve haliyle ben de kargo takibi yapamıyordum.
Son noktayı koyduğum olaya gelirsem; bir kitabı fark etmeden ön siparişteyken almışım. Neyse olsun dedim, beklerim. Sonrasında bir baktım ön sipariş on gün daha ileri atılmış. Yine tamam dedim, basımda sorun oldu herhalde. Sonrasında kitabın ön sipariş süresi on gün daha uzatıldı. Artık iptal etmek de anlamsız göründü. Kaç gün beklemişim. Ama o ön sipariş süresi de geçti ve kitap hala gönderilmedi. Ben de kitabın neden gönderilmediğine dair bir mesaj attım. Aldığım cevap ise 'isteğiniz üzerine siparişi iptal ettik.' oldu. Kendimden şüphe ettim benim böyle bir talebim mi vardı diye, attığım maili açtım. Hayır, ben sadece durumla ilgili bilgi almak istemiştim. Hem beni bir ay beklettiler hem de sonunda kitabı iptal ettiler.
Yaklaşık 4 aydır kullanmıyorum.

D&R hakkında konuşayım. Buradan ne zaman sipariş versem ürünlerim mutlaka hasarlı geliyor. Başka insanlar bu konuda çok şikayetçi değil, o yüzden herhalde tek yaşayan benim. Onun dışında biliyorsunuz ki D&R sadece kitap satışı yapan bir site değil. Ben de Funko'lara aklımı takmış bir birey olarak sitede gezinirden Funko sattıklarını fark ettim ve hemen iki tane sipariş ettim. Çok da heyecanlıyım, indirimde yakalamışım. Bir hafta geçti, neyse dedim şimdi bu figür, kitap olmadığı için hemen göndermediler herhalde. On gün oldu, en iyisi aramak dedim, 10 dakika bekledim müşteri hizmetlerine bağlanamadım. 30 gün oldu gelmedi ve sanırım 32. gün benim talebim olmaksızın siparişim iptal edildi.
Yaklaşık 4 aydır burayı da kullanmıyorum.

Kitapyurdu için çok bir şey diyemem çünkü 3 yılı aşkındır kullanmıyorum. 3 kere sipariş verdim ve hepsinde de kitaplarımda ciddi hasarlar vardı. Kendime bir muhattap da bulamadım. Bence kullanmamam için bu kadarı yeterliydi. Kullanmıyorum.

Kitapmatik'ten iki kere alışveriş yaptım. Ki birini de yapamadım aslında. Şöyle gerçekleşti olay; Bitmeyecek Öykü baskısı olmayan bir kitap. Doğal olarak da bulması zor. Kore Fenomeni bu siteden bu kitabı buldu ve bana da söyledi. Ben de ellerinde olup olmadığını sordum, kitabı bulabileceklerini söylediler. Sipariş ettim, kitabı bulamadılar ve iptal ettiler. SORDUM O KADAR BULAMIYORSAN ARTİSTLİK YAPMA BANA.
Steelheart da baskısı olmayan bir kitaptı ve ellerinde var görünüyordu. Güvenmiyorum ama nys modunda aldım. Tabiki ellerinde yoktu ama şanslarına yayınevi kitabı tekrar basmıştı, kitapçılara dağılmasını beklediler ve sanırım 7-8 gün sonra elime ulaştı. Kitabın tekrar basıldığını bilseydim tabiki buradan sipariş etmezdim. Siz yine de kullanacaksanız mail atın ve kesinlikle kitabın ellerinde olup olmadığı konusunda emin olup olmadıklarını mutlaka sorun.


Nötr olduklarım:
Okuoku zaten 9.90 kampanyasıyla ünlü bir site. Öyle ki bazı kitaplardan gına geldi artık. Yine de bu uygulamalarını takdir ediyorum. Nötr olma sebebim zaman zaman kargoda aksamalar oluyor. Kargoyu üç günde aldığım da oldu, bir haftada aldığım da oldu. Hasarlı ürün çok az aldım, müşteri hizmetleri de ilgili. En azından benimle ilgilendiler. Yalnız şöyle bir şey var, önceden bu sitede bulunamayan pek çok kitap vardı ancak şimdi bulunamayanı geç olmasını beklediğim bazı kitaplar bile yok. O konuda biraz gelişseler daha iyi olabilir. Eh bir de kargo hızları konusunda kendilerini geliştirebilirler.

İlknokta'dan bir kere alışveriş yaptım. Burası hakkında dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var; bu site özellikle İthaki, Yabancı, Müptela satış noktası. Dolayısıyla bu sitede bu yayın evlerinin kitapları diğer sitelere göre daha ucuz ve ellerinde de bu yayın evlerinin kitapları her türlü var. Ben de sadece bu yayınların kitaplarını aldım buradan. Başka yorumlarda okuduğum kadarıyla, farklı yayınların kitapları konusunda sıkıntı yaşanması mümkünmüş. Çizgi roman için de tercih ediliyor ama bu konuda da birkaç kötü yorum okumuştum.
Kısaca İthaki, Yabancı, Müptela yayınlarının kitaplarını bu siteden almak daha mantıklı.


Önerdiklerim;
Eganba bir ef-sa-ne! Umarım kendilerini bozmazlar ya da umarım beni utandıracak bir şey yapmazlar sizin siparişlerinizde. :D İki kere sipariş ettim. Ertesi gün geldi. İnanabiliyor musunuz? Sipariş ettim, ertesi gün geldi. Ayrıca stoklarını sürekli güncel tutuyorlar. Mesela sepetinize eklediğiniz bir kitap stokta var görünüyor, ertesi gün siparişi vermek için giriyorsunuz ve stoklarında kalmamışsa '2 günde temin' '3 günde temin' olarak kitabın durumu değiştirilmiş oluyor.
Müşteri hizmetleri çok ilgili. Bir kitabın iki sayfası eksikti ama onu bile ben okuyunca fark ettim, hemen cevap geldi ve yapmam gerekenleri tek tek sıraladılar. Çok memnunum ve tavsiye ediyorum.

Bkm Kitap için aslında nötr de mi yazsam öneri de mi yazsam kararsız kalmış olabilirim ama öneride yazmaya karar verdim. Ben buradan bir kere sipariş verdim ve evet, öneri için yeterli değil ama okuyun, beni anlayacaksınız. Özgürlük Hapishanesi de hiçbir sitede yok çünkü baskısı yok. -Buradan Kabalcı'ya da beni bu kadar uğraştırdığı için çok tşk- Aslında Özgürlük Hapishanesi Bkm'de de yoktu. Ama youtuber Eren abimiz videosunda demişti ki, 'Mağazayı da arayıp sorun, depoda yoksa bile belki mağaza içinde vardır.' E dedim neden olmasın Minerva, ara bakalım. Önce bir beyefendi ile konuştum ve mağaza içinde de olmadığını söyledi.
Tam hayal kırıklığı ile kapatıyordum ki o can alıcı soruyu sordu, 'Bu kitabın çocuk kitabı olma ihtimali var mı?'
Düşündüm. Olabilir miydi? 'Belki de.' dedim. Ama hiç de umudum yok.
'O zaman sizi çocuk katına yönlendireyim, belki de oradadır.'
Dedim, 'Teşekkür ederim, olur.' Sonra bekledim ve bir hanımefendi açtı telefonu.
Umutsuzca sorumu yönlendirdim ve dedi ki, 'Evet elimizde var, hem de üç tane.'
Önce idrak edemedim. 'Yok mu? Hmm.' dedim.
'Kitap, Özgürlük Hapishanesi değil mi?' dedi. 'Evet.' dedim. 'Elimizde 3 tane var.' dedi. HÖNK!
'Neeeeee! Var mı?!!! üç mü tane? Almak için ne yapmam lazım? Bir arkadaşım daha vardı o da alabilir dimiiiii?!' diye sevinç nidaları atarken,
'Şu an siparişe açıyoruz kitabı, hemen alacak mısınız?' dedi.
'Hey ahbap! Sen aklını mı kaçırdın? Elbette hemen alacağım!' diye içimden geçirdim ve ona da dedim ki, 'Evet, hemen şimdi alacağız.'
Böylelikle Kore Fenomeni ile amansız arayışlarımız Bkm sayesinde mutlulukla son buldu. İki gün içinde de kargoya verildi ve elimize ulaştı. Kargo konusunda biraz yavaşlar ve birkaç kere yanlış kitap gönderme durumlarını okudum ama whatsapp numarasının yazılı olduğu bir garanti kartı gönderiyorlar ve oradan da ilgileniyorlarmış. Bence bu büyük bir artı. Yani ben yine kullanmayı düşünüyorum size de en azından bir kere deneyin diyebilirim.

11 Nisan 2017 Salı

Kitap Yorumu: Denizkızı Olmak Çok Önemlidir

Herkese merhaba! Çoook güzel bir kitapla karşınızdayım. Kitap çok güzel bir tasarım ve baskıya sahip. İçerisinde yerleştirilmiş resimler çok çok harika. Üstelik bu resimleri henüz küçük iki çocuk yapmış.


Öncelikle gerçekten kitap hakkında ne demeliyim çok düşündüm. O kadar güzel ve o kadar anlatması zor ki... Şimdi kitap size diyor ki her şeyi unutun ve haydi gidelim 6. yaşınıza! 6. yaş deyince aklınıza hangi anılarınız geliyor? Ya da durun! Hepimizin farklı farklı anıları vardır evet ama belki de şuna cevap vermelisiniz; sizin anılarınız ne kadar renkli, ne kadar sihirli, ne kadar parıltılı? İşte bunun bir örneğini görmek için sizi bu kitaba, yani Sahra'nın 6 yaşına davet ediyorum. O kadar özel ve kendine has bir karakter ki. O çocuk yaşıyla karanlığı kendince masum bir tanıma sokması ya da ölüme ayrı bir kılıf bulması... Ay için dede değil de nine demesi... Ama en önemlisi de toplumu alttan altta eleştirmesi. Herkesin gözünü yumduğu şeyleri önünüze önünüze çıkarıp durması. Çocuk deyip geçerek yaptığımız büyük yanlışlar, anne baba eleştirisi, doğayı böylesine katlediyor olmamız, ya daha neler neler!
Hani içinizi ısıtan, bakış açınızı değiştiren, hayatta her daim sizin için özel bir yerinin olacağına emin olduğunuz kitaplar vardır ya. Benim için de Denizkızı Olmak Çok Önemlidir böyle bir kitap oldu. Gülümsedim, üzüldüm, hak verdim ve en önemlisi Sahra'nın o renkli ve sihirli dünyasında onunla gezdim durdum.
Ayrıca içindeki çizimler harika ve henüz küçük iki çocuğa ait. 😍 Kısaca başından sonuna kadar, içinden dışına kadar çok çok sevdiğim bir kitap oldu. Ama ayrıca eklemek istediğim; Gözde Baytan'a böyle güzel bir kitabı yazıp da hayatıma kazandırdığı içindir. Okuyalım, okutalım!


Puanım: 5

7 Nisan 2017 Cuma

Şuraya Da Bloguna Hiç Uğramayan Bir Minerva Çizelim

Her seferinde aynı girişi yapmamdan sıkıldınız biliyorum, üzgünüm. Uzun zamandır yoktum!
Daha doğrusu instagramda daha aktif olmamdan dolayı buraya çok vakit ayırmamış olabilirim.


Tutamayacağım sözler vermeyeceğim. Arada gider gelirim böyle. ^^
Çok yoğun bir sınav döneminden çıktım. Benim için iyi bir dönem değildi. Birçok sınavın sonucunu da iyi beklemiyorum.
Ama! Hayat devam ediyor ve bunlar telafisi olmayan şeyler değil diyerek biraz Pollyanna olayım. İnanın böylesi daha çok işinize yarıyor.
Kitap okuyorum, elbette. Tüm harçlığımı kitaba yatıyorum, hala. Okula gidip, geliyorum. Bende değişen bir şey yok yani.
Hazır sınavlarım da bitmişken okuduğum ve özellikle beğendiğim kitaplardan da bahsetmek istiyorum. Yani bu aralar beni aktif görebilir ve gözyaşlarınızı tutamayabilirsiniz. :D
Şöyle bir de şarkı bırakıp bugünlük kaçayım o vakit.


24 Şubat 2017 Cuma

Kitap Yorumu: Yaylı Bacak Jack

Bugün çok güzel bir kitap yorumuyla geldim.  Bu kitabı bana Extremely Bookish kanalı sahibi Ezgi önermişti. O kadar güzel kitaplardan bahsediyor ki kanalında. Mutlaka bakmanızı öneririm.



Yaylı Bacak Jack, 2010 The Philip K. Dick Award'a sahip. O yüzden daha bir merakla yaklaştım kitaba diyebilirim. Kitap fantazya ve bilim kurgu karışımı, aynı zamanda steampunk esintileri bulmak da mümkün.
Steampunk nedir derseniz; buharlı makinaların, sanayinin, çarkların bol bol bulunduğu ve özellikle 1800lü yılları konu edinen bir tür. Sherlock Holmes'un filmi de buna örnek sayılabilir. 
Kitaba gelelim. Kitapta ana karakterimiz Sir Richard Francis Burton ve kendisi Coğrafya Derneği üyesi. Bol bol araştırmaları ve gezileri var. İşte bu gezilerin birinde en yakın arkadaşıyla birbirilerine bir sebepten düşman kesiliyorlar ve belirli bir süreden sonra artık herkes onların birbirinden hoşlanmadığını biliyor. Ama bir gün Burton'ın en yakın arkadaşı vurulunca herkesin aklına aynı soru geliyor: Onu Burton mı öldürmeye çalıştı?
İşte Burton en başında eski arkadaşının bu davasını çözmeye odaklanıyor ve yolun sonunda Yaylı Bacak Jack çıkıyor karşısına. Yaylı Bacak Jack ise artık halk arasında efsane olmuş kötü bir varlık. Yani kitabın genel havasının böyle olduğunu söyleyebilirim.
Hiç tahmin etmediğim şeyler oldu kitapta. Kesinlikle benim düşündüğümden çok uzak şeyler gerçekleşti ve ağzım açık okudum kitabı. Gerçekten çok güzeldi. Ayrıca yazarın dili çok güzel, kitap 477 sayfa ve boyutu diğer kitaplara göre biraz daha büyük ama kolay okunuyor. 4 günde bitirdim. Kitapla alakalı tek sıkıntım var, çeviri. Bazı yerlerde cümleleri anlamak zordu. 
Birçok yazım hatası vardı. Sir mi sör mü bir türlü karar verememişler, bir sayfada Sir Burton diyorsa sonraki sayfada sör diyor. Çok göze batan, okumaya engelleyecek derecede olan şeyler değildi ama koskoca yayınevisin, biraz daha dikkat fena olmaz sanırım.
Son olarak seri beş kitaptan oluşuyor, henüz ilk iki kitabı çıktı ve yayınevi seriyi devam ettirir mi bilmiyorum. Umarım ettirir. İkinci kitabın adı da Kurmalı Adam. Bunu da şubat ayında Ezgi ile okumayı planlıyoruz. 
Bunu da dediğime göre mutlaka alın diyorum, böyle dolu dolu kitaplara hak ettiği ilgiyi göstermiyoruz o yüzden bu kitabı almak boynunuzun borcu diyorum ve gidiyorum. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%30): 5/5

Sürekleyici/Akıcı olma (%40): 5/5

Kitap bana hitap ediyor mu? (%10): 5/5

Çeviri ve baskı kalitesi (%5) : 2/5 

İsim/Kitap uyumu (%10): 5/5

Güzel Kapak (%5): 5/5


Puan: 4.8/5

20 Şubat 2017 Pazartesi

Kitap Yorumu: Bazen Bahar

Bu kitabı @okuyan.muallime'de gördüm önce. Bir merak uyandırmıştı bende ama henüz listede öne çekmek gibi bir niyetim yoktu. Sonrasında Ankara Fuarı'na gittim ve Sel standına geldiğimde almadan gidesim gelmedi ki iyi ki almışım diyorum.


Ben normalde öykü kitapları çok okumuyorum. Yarım kalmışlık hissi kitapla arama soğukluk sokuyor o yüzden çok tercih etmiyorum diyeyim. Aynı şeyi Bazen Bahar'da da yaşadım. Yani bir yarım kalmışlık hissi bırakmadı yakamı ama bu kitaba karşı bir eksi de olmadı benim için. Her öykü insanın mutsuzluğuna, yalnızlığına, çaresizliğine, umuduna, sevincine dokunan, sizdenmiş hissini bir dakika elden bırakmayan türdendi. Kimi zaman gözlerim doldu, kimi zaman ufak bir tebessümle okudum bu öyküleri. Güzeldi. Kesinlikle gözüm kapalı önerebileceğim bir kitap. Keyifli okumalar!

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%30): 5/5

Sürekleyici/Akıcı olma (%40): 5/5

Kitap bana hitap ediyor mu? (%10): 4/5

Çeviri ve baskı kalitesi (%5) : 5/5 

İsim/Kitap uyumu (%10): 5/5

Güzel Kapak (%5): 5/5

Puan: 4.9

11 Şubat 2017 Cumartesi

Kitap Yorumu: Cam Kılıç (Kızıl Kraliçe, #2)

Serinin ikinci kitabıyla karşınızdayım. Okuyanlar bilir ki Kızıl Kraliçe, bilindik bir distopyanın temellerini taşıyan bir kitaptı. Elbette ikinci kitapla bir şekilde diğer distopyalarından ayrılmasını bekledim. Eh, belki bir miktar bunu başardı diyebilirim.


Birinci kitap çok fena bir yerde bitmişti hatırlıyorsanız ve işte kitap aynı noktadan devam ediyor. Yani kitabın yüksek bir tempoyla başladığını söyleyebilirim. Sonrasında inişli çıkışlı bir tempoyla yoluna devam ediyor.
Hatırlıyorsanız 'Kızıl Şafak Gibi Yükseleceğiz' sloganlı isyan ve Kızıl Muhafızlar ilk kitapta kendinden çokça söz ettirmişti. Burada da yine isyanın devamlılığını görüyoruz ama sanki Kızıl Muhafızlar arasında biraz çatırdamalar oluyor.
Biliyorsunuz ki ortaya Kızıl olup da güçleri olan insanlar çıkmış ve Julian bunlarla ilgili bir liste çıkarmıştı. İşte kitap çoğunlukla; Mara, Cal ve diğerlerinin bu 'Yenikanları' bulmaya çalışmalarını işliyor.
Kitap sadece Mare tarafından anlatılarak devam ediyor ve o yüzden doğru düzgün Maven'ı göremiyoruz. Bence bu olmamalıydı. Birden fazla karaktere söz hakkı elbette veremez yazar ama birilerinin Maven ne alemde bize söylemesi gerekirdi.
Bunun dışında kitaba çok fazla karakter dahil oldu ve çoğunlukla kim kimdir karıştırarak okudum.
Mare'nin düşüncelerine fazla yer verilmişti ve bir yerden sonra boğdu artık. Bazen 3-4 sayfa sırf onun bir şeyler hakkında düşünmesini, anlamlandırmasını, bir yere gittiyse bunu ve ne hissettirdiğini okuduk. Bu kadarına gerçekten gerek yoktu.
Ayrıca Mare insanı kanser edecek kadar aptal bir karaktere dönüştü. Önce korkak, ürkek, başkaları ne derse oraya giden bir karakterdi. O kadar şey yaşadı tamam artık, akıllanır, güçlenir dedik bu sefer de 'kimseye güvenmiyorum, abime bile güvenemem' deyip durdu. Sürekli kendisiyle çeliştiği noktalar oldu. Üstelik durmadan 'ben değerliyim, ben güçlüğüm, ben şöyleyim, ben böyleyim' Cidden kitap boyunca yıldırdı beni. Üzerinde baskı var biliyoruz da, bu baskıyla neleri başardığını bildiğimiz karakterler tanıyoruz biz. :D
Cal yine geride kaldığını düşündüğüm bir karakterdi. Yine de çok güçlü davranıp olayı kurtardığı zamanlar oldu. Elbette bu kitapta da yazar sizi üzecek bir takım işlere girişmiş. Okuyunca anlayacaksınız.


Yani birinci kitabı daha çok sevdim desem belki de yalan olmaz. Bundan daha iyisi olabilirdi. İlk kitap elinizde varsa alın, devam ettirin. Ama çok da bir şey beklemeyin. Keyifli okumalar.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%30): 3/5
Çok bir yenilik göremedim.

Sürekleyici/Akıcı olma (%40): 3/5
Mara'nın iç konuşmaları genelde akışı bozdu.

Kitap bana hitap ediyor mu? (%10): 2/5

Çeviri ve baskı kalitesi (%5) : 5/5 

İsim/Kitap uyumu (%10): 5/5

Güzel Kapak (%5): 5/5

Puan: 3

26 Ocak 2017 Perşembe

Dizi Yorumu: Goblin

Gerçekten kalbim ağrıyor. Sanırım bu dizi, gelmiş geçmiş en sevdiğim ve aynı zamanda en nefret ettiğim dizi. Konusu olsun, kurgusu olsun, oyuncuları olsun çok güzeldi. Ama bunu dile getirmekten bıkmış hissediyorum kendimi; LÜTFEN DRAMIN DOZUNU AZALTIN, YIL-DIM!!!!


13. bölüme kadar harikaydı. Ağlamalı, üzülmeli sahne yok muydu? Tabi ki vardı! Ama hemen ardından bir espri patlıyordu ve siz unutuyordunuz o sahneleri. Gülmeye odaklanıyordunuz. Ne kadar da eğleniyorum diyordunuz. Ama o son üç bölüm, tüketti beni...
Ya kahretsin ki dizi buna rağmen ÇOK GÜZEL. Ya arkadaşlar belki de abartıyorum, bilmiyorum. Ama o kadar çok sevdim ki bitmiş olmasını kabullenemiyorum. Kabul etmek istemiyorum. Ama her şeyden önce o son 3  bölümü yok saydığımı bilesiniz.
Şimdi oyuncuları tanıyalım.


Gong Yoo'yu Coffee Prince'de izlemiştim ve orada da çok sevmiştim ama bu dizi zirve artık. O kadar tatlıydı ki anlatamam. Dizide Kim Shin olarak karşımıza çıkıyor ve dizi, eski bir tarihte başlıyor. Yani böyle krallıklar falan var. Kim Shin de orada bir general ama halk tarafından o kadar çok seviliyor ki! O kadar çok seviliyor ki... Kral ile arası bozuluyor. Sonra birtakım olaylar gerçekleşiyor ve biz onu günümüzde, Goblin olarak görüyoruz.


Kim Go Eun 'u daha önce Cheese In The Trap dizisinde izlemiştim ama o diziyi de yarım bıraktım. :D Nedenini 'Yarım Bıraktığım Diziler' başlığı altında ilerleyen zamanlarda söylerim. Oyunculuğı fena değil. Yani süper falan de diyemiyorum ama en azından gelişme gösterdiğini söyleyebilirim. Dizide Ji Eun Tak olarak tanıyoruz biz onu. Önce küçüklüğüne şahit oluyoruz ve bir çocuk için biraz zor olaylar yaşadığını söyleyebilirim. Ayrıca hayaletleri görebiliyor ve dizide sevdiğim ayrıntılardan biri de buydu. Hayaletler bana çok eğlenceli geldi çünkü. Goblin ile Ji Eun Tak'ın ise kaderleri mi bir desek?


Lee Dong Wook çok sevdiğim bir oyuncu. Dizide görünce çok sevindim ama rolü bir miktar yan rol sayılabilir, böyle bir rolü kabul etmiş olmasına şaşırdım bir miktar. Ama kesinlikle arka planda değildi. Kendisi dizide Azrail rolünde. Bildiğimiz Azrail. Kendisine isim kartı geliyor, insanlar geçirmeleri gereken kazayı, hastalığı geçiyor ve Azrail, onları diğer tarafa kadar yönlendiriyor. Dizinin neşesiydi gerçekten. O kadar tatlıydı ki! Goblin ve Azrail arasında gidip geldim ve hatta bir ara Kağıt Salıncak ile Azrail Fan Club üyesi olduğumuza karar vermiştik ama son 3 bölümde taraf değiştirdim. :D


Yoo In Na'ya bayılıyorum ya! Çok güzel değil mi? Onu ilk önce You Are Best Lee Soon Shin dizisinde izlemiştim ve gerçekten dizide baş rol olmasa da benim baş rolüm oydu. Sonra o diziyi de yarım bıraktım ama ahaha. Sonra One More Happy Ending dizisinde izledim onu ve orada da çok iyiydi. (Hayır, o diziyi bitirdim. :D) Burada ise kendisi Sunny. Bir tavuk dükkanı işletiyor ama en son ne zaman bir müşteri geldiğini hatırlamıyor bile. :D Çok tatlıydı ya. Sonra bir şekilde Eun Tak ile yolları kesişecek ve diziye daha aktif bir şekilde dahil olmuş olacak.


Yook Sung Jae, her koresever insanın bileceği gibi BtoB üyesi. Plus Nine Boys ile -eğer yanlış bilmiyorsam- oyunculuk kariyerine başladı. Sonrasında Who You Are: School 2 ile devam etti ve bu diziyle daha çok ön plana çıktığını söyleyebilirim. Burada da oyunculuğu çok iyiydi ama onu gördüğümüz sahne sayısı birazcık azdı. Yoo Deok Hwa, Goblin'in yeğeni. Aynı zamanda şirketin varisi ama çok acılar çekiyor çünkü her varis gibi katlanması gereken bazı şeyler var. Mesela şirkette en alt tabakada çalışmaya başlamak ve kredi kartının iptal edilmesi gibi. :D Olduğu sahnelerde de her zaman neşe saçtı diyebilirim.





Şimdi gelelim dizinin konusunda. Ufak tefek spoilerlar olabilir. Eğer hiçbir şey bilmeden başlamak istiyorum, karakter tanıtımları bana yeter diyorsunuz lütfen burayı es geçin ve en alt paragrafa atlayın.
Şimdi dedik ki Kim Shin bir general ve kral ile arası bozuk. Arasının bozuk olmasının sebebi de kralın küçüklüğünden beri krala hizmet eden hizmetkarın tam bir şeytan olması. O kadar çok dolduruyor ki kralı, kral sonunda Kim Shin'i sınırlara savaşmaya gönderiyor ve açık açık senin buraya ölün gelsin diyor. Sonrasında bazı olaylar oluyor ve Kim Shin'i Goblin olarak şimdiki zamanda görüyoruz. Tabi Goblin olması iyi güzel ama kurtulması gereken bir şey var ve ancak ondan kurtulursa huzura erebilir. Konu genel anlamda Goblin'in sonsuz hayatını sona erdirme isteğini ve çabasını işliyor. Galiba daha fazla bir şey demeyeceğim.





Devam edebilirsiniz. Şimdi son 3 bölümü neden sevemediğime gelirsem; dram, dram, dram. Gerçekten son bölümlere doğru konuyu arap saçına çevirip de izleyene ızdırap vermek hoşlarına mı gidiyor bilmiyorum. Her şey cidden güzeldi. Yine böyle üzücü sahneler oluyordu ama dediğim gibi sonrasında izleyiciyi güldüren bir şeyler oluyordu. E neyse hadi drama boğdunuz diyelim, o son neydi Allah aşkına?





Kimse o sonun mutlu olduğuna beni inandıramaz. O kadar yarım yamalaktı ki. Benim bildiğim son 6-7 bölüm araya dram sokarak izleyici kanser edilir, son bölüm her şey çözülür. Yine sağlam bir son olmaz ama eh, en azından bir şeyler çözüldü dersiniz. Bu sonda çözülen hiçbir şey görmedim ben. Aksine tüm soruların üstüne yenisi eklendi. Nedir yani, ikinci sezon mu yapmayı düşünüyorsunuz Böyle güzel dizileri son bölümlerle perişan ediyorlar ya! Koreliler güzel dizi yapıyor ama final yapmaktan haberleri yok.




Yine de tüm bu söylenmelerime rağmen izlemenizi tavsiye ediyorum. Çok sevdim, çok keyif aldım, çok güldüm ve bir o kadar da çok üzüldüm. Ama favori dizim olmaktan o son 3 bölüm kadar uzak bir dizi oldu. İzleyin!



Puan: 4


Mutlaka dinleyin!! 

23 Ocak 2017 Pazartesi

Kitap Yorumu: Kayıp Şey

Herkese merhaba. Bugün çok güzel bir kitap yorumuyla geldim. Shaun Tan, ilk kez okuduğum bir yazar oldu ama kesinlikle son olmayacak. Ayrıca Oscar ödüllü bir yazar ve sonuna kadar hak ediyor!


Kitap 32 sayfa, zaten daha çok çizimlerden oluştuğunu söyleyebilirim. Birçok şey hakkında eleştiri var kitapta. Gerek çizimlerin içine gizlenmiş olsun, gerek hikayenin içine. Yazar, kesinlikle anlaşılma kaygısı gütmeden ortaya çıkarmış bu eseri ve sözü okuyucuya bırakmış.
Gerçekten ne hakkında olduğundan bahsetmeyeceğim. Sadece alın, okuyun, tüm o çizimleri tek tek inceleyin. 
Eğer okuduysanız da mutlaka yorum bırakın ve kitap hakkında konuşalım!
Ayrıca kısa bir filme de sahip, aşağı bırakacağım. Ama lütfen önce okuyun, sonra izleyin. Eğer almam diyorsanız tamam! En azından kısa filmini izleyebilirsiniz. Keyifli okumalar ve seyirler!
Not: Herhangi bir şeyden bahsetmediğim için merak ettiğiniz bir şey olursa lütfen yorum bırakmaktan çekinmeyin. 🙏🏼


17 Ocak 2017 Salı

Kitap Yorumu: Yolcu (Passenger, #1)

Herkese merhaba. 🙋🏼 Alexandra Bracken, Karanlık Zihinler Serisi'nin yazarı ve ben öncesinde o seriyi okumadım. İyi yorumlar da gördüm ama alma gereksinimi duymadım. Yolcu'dan sonra da almayı düşünmüyorum.


Öncelikle yorumuma başlamadan önce, kitabı sınav döneminde okuduğumu belirteyim. Hal böyle olunca elimde bir miktar sürünmek başından kaderinde yazılıydı. Ama yine de bir kitap beni kendine çok bağlamışsa 'Dersi senin için sallayabilirim bebeğim!' moduna çok kolay giriyorum. Ne yazık ki bu kitap, elime alınca  10 sayfadan öte gidemeyip de her seferinde kapattığım bir kitap oldu. Ancak sınavlarım bitince aldım tekrar elime.
Zaman yolculuğu olan şeyleri seviyorum. En basiti Team Doctor Who. O yüzden ayrıca merak ediyordum kitabı. Bir diğer ayrıntı ise baş erkek karakterin bir siyahi olması. Çok güzel bir ayrıntıydı gerçekten. Okurken hayal etmesi keyifliydi.
İşte şimdi AMA kısmına geliyorum. Bir başlangıç kitabı olduğu için kitabın yavaş ilerlemesini anlıyorum. Yine de bir okuyucu olarak kitaba girmekte çok zorlandım. Yaklaşık 250 sayfasını aşana kadar gerçekten yazara çok söylendiğimi söyleyebilirim. Bence uzatılmış bir kitap. Özellikle de o ilk 250 sayfası. Yine birtakım olaylar gerçekleşiyor ilk sayfalarda ama belki de ben bölük bölük okuduğum için bana akıcı gelmedi. Belki de şu an kitabı gözümde aklamaya çalışıyorum, bilemiyorum.😑
Ayrıca karakterler arasındaki diyalogları çok yüzeysel buldum. Karakterlerin bazı kısımlarda verdiği tepkiler çok yüzeyseldi. Özellikle son kısımda 'Ne saçmalıyor bu ya?!' derken cinnete doğru sürüklendiğim bile oldu.
Ama dediğim gibi, belki de sınav dönemi okuyarak kitabı öylece harcamış da olabilirim. Ama, sakin kafayla düşünmeye çalışıyorum. Yine aynı yere çıkıyorum. Üzgünüm.
Konuya değineyim kısacık. Etta, baş karakterimiz ve kendisi hayatını müziğine, kemanına adamış bir müzisyen. Aynı zamanda babası yok ve annesiyle de arasında sebebini tam anlayamadığı bir uçurum var.
Alice, hem aile dostları hem de Etta'nın eğitmeni. Etta'nın sahneye çıkacağı gün birtakım olaylar oluyor ve bunun sonunda kendini başka bir zamanda buluyor. Nicholas'ın hayatına girmesi de böyle oluyor ve nihayetinde Etta, Nicholas'la bilinmeyen bir yolda, bir macera içinde, bir amaç uğruna oradan oraya gidip duruyor.
Daha fazla detay veremem, o zaman size bir şey kalmaz. 👼🏼


Dediğim gibi yazarın diline çok ısınamadım, olması gerektiği gibi heyecanlanamadım, karakterlerle bağ kuramadım. Belki de benden kaynaklıdır çünkü seveni çok. En azından şansınızı deneyebilirsiniz. Keyifli okumalar. 📖

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%30): 3/5
Fena değildi.

Sürekleyici/Akıcı olma (%40): 3/5

Kitap bana hitap ediyor mu? (%10): 2/5

Çeviri ve baskı kalitesi (%5) : 5/5 

İsim/Kitap uyumu (%10): 5/5

Güzel Kapak (%5): 5/5

Puan: 3

15 Ocak 2017 Pazar

Kitap Yorumu: Hava Uyanıyor (Air Awakens, #1)

Herkese merhaba! Yabancı Yayınları'ndan çıkan Hava Uyanıyor, özellikle elementlerle alakalı bir kitap olduğunu öğrendiğimde daha çok merak ettiğim ve aldığım gibi de okuyup, bitirdiğim bir kitap oldu.
Bu arada kitabı Betül, elden çıkarmak istediğini söyleyince normalden de ucuza almış oldum. Teşekkürler tekrar!


Şimdi kitap hakkında biraz arada olduğumu söylersem doğru olur. Giriş kitabı olarak ele alırsam, yeterliydi ama daha iyisi olabilir miydi? Kesinlikle olabilirdi.
Vhalla, ana karakterimiz ve saray kütüphanesinde çırak. Elbette sarayda sıradan olmak dışında da bir vasfı yok. Ama o kitaplarıyla o kadar mutlu ki! Kimse ona dokunmasa, orada ölene kadar kalabilir. Özellikle kitaplarda böyle kütüphane ayrıntısı olması, kitap sever bir insan olarak benim çok hoşuma gidiyor.
Vhalla'nın bulunduğu saray, Solaris İmparatorluğu'na ait ve bu imparatorluk da bir savaş içinde. Prensler sefere gidiyor, geliyor. Genelde kitapta zafer haberleri alıyoruz. 
Aynı zamanda Ana Kıta (bulundukları coğrafyanın genel ismi) bünyesinde element yönetebilen büyücüleri barındırıyor ve geçmişte yaşanmış bir olaydan dolayı da halk büyücülere ön yargılı. Eh bir de 200 yılı aşkın bir süredir Rüzgargüdücü yok piyasada.
İşte burada olay; Vhalla'nın kendini bulması, kabullenmesi, bunlar olurken aşkı bulması, dostları için birtakım olaylara dahil olması ve başını belaya sokmasını içeriyor diyebilirim.
Genel yorumlarımdan bahsedecek olursam, yazarın dili güzeldi ama kişiler arasındaki diyaloglar zaman zaman gerçek bir sohbeti dinliyorum havasından çok bana kitap okuduğumu hatırlatır cinstendi. Anlatabildim mi? Her zaman değil, zaman zaman.
Karakterlere özel bir ilgim olmadı. Ah, Prens Baldair belki bir adım önde olabilir. Nedenini bilmiyorum. :D Vhalla, kesinlikle favorilerime girmekle uzaktan yakından alakası olmayacak bir karakter oldu, onu söyleyebilirim. Nefret de etmedim ama biraz uyuz mu etti desem?
Kitapta zaman zaman temponun arttığı da oldu ama sanki biraz daha olaylı bir kitap olsa daha iyi olabilirdi. Mesela Vhalla biraz daha kendini gösterebilirdi?


Kısaca bir ilk kitabı olarak orta, konusu gerçekten güzel, devamını merak edeceğimiz şekilde bitti. Baskısı, çevirisi, kapağı çok güzel ki Yabancı orijinal kapağıyla basmış. Elementlere ilginiz varsa şans verin, ben seriye devam etmeyi düşünüyorum. İyi okumalar!

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%30): 4/5

Sürekleyici/Akıcı olma (%40): 4/5

Kitap bana hitap ediyor mu? (%10): 4/5

Çeviri ve baskı kalitesi (%5) : 5/5 

İsim/Kitap uyumu (%10): 5/5

Güzel Kapak (%5): 5/5

Puan: 4

12 Ocak 2017 Perşembe

Aralık Ayında Kalem Fili

Herkese merhaba! 🙋🏼 Uzun zamandır böyle bir yayın yapmıyordum. Geç kaldığımın da farkındayım ama sınavlarım yeni bitti. Bilmiyorum nasıl geçtiler ama bittiği için çok mutluyum. 🙌🏼


Aralık ayında 10 tane kitap okudum. Ama 5 tanesi ince kitaplardı. Zaten sınav döneminde olduğum için özellikle kısa kitaplar seçmeye dikkat ettim. Uzun kitaplar sınav dönemi elimde kalıyor, kaldığı gibi de ilgimi kaybediyorum ve yarım bırakıyorum. Mesela Yolcu. 🙄 Belki sınav dönemi okumasaydım hemen bitireceğim ve seveceğim bir kitap olurdu ama 3 haftadır elimde, anca yarıladım ve içimden bu kitabı okumak gelmiyor. 😕
O zaman gelelim neler okuduğuma;
Hayata Röveşata Çeken Adam 4.5/5
Sürgün Gezegeni 4/5
Kutup Yıldızı 5/5 ⭐️
Tatlı Rüyalar 5/5 ⭐️
Bilge Adamın Korkusu 5/5 ⭐️
Harry Potter ve Lanetli Çocuk 3.8/5
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku -/5
Eş 4.5/5
Beş Sevim Apartmanı 5/5 ⭐️
İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü ve Diğer Hikayeler 5/5
Kitap yorumlarım instagram hesabımda var, bakmak isterseniz tıklayın!


İzlediğim Diziler;
The Big Bang Theory 5/5 ⭐️ (Hala izliyorum.)
Moonlight Drawn By Clouds 3.5/4 (Kore Dizisi)
The Legend Of The Blue Sea 4.5/5 (Hala devam ediyor.)
Goblin 5/5⭐️ (Hala devam ediyor.)

Hiç film izlemedim. 🙆🏼 

Dinlediğim şarkılar;
Twenty One Pilots-Ride
Chanyeol. Punch-Stay With Me ⭐️ 
Drake-Own It
Charlotte Cardin-Les Echardes
Chaeyoung Melody Project

Siz neler yaptınız? Umarım hepiniz için dolu geçen bir ay olmuştur. ♥