24 Temmuz 2017 Pazartesi

Kitap Yorumu: Kırmızı Pazartesi

Bloguna uğramayan bir Kalem Fili'nden selamlar! Haziran ayının ilk kitabıyla geldim. Aslında bu kitabı mayıs ayında Kore Fenomeni ile okuyacaktık. Başladım da ama sınav dönemi dolayısıyla ara verdim. Anladım ki ara vermek bana yaramıyor. 🤷🏼‍♀️ Kitaba çok severek başladım ama araya soğukluk girince aynı hevesle bitiremedim.



Önceklikle yazarın dili gerçekten çok güzel. Ne vermek istiyorsa okuyucuyu sıkmadan yapıyor. Ayrıca konulara alışılmışın dışında yaklaşıyor ve yeni bir bakış açısı kazandırmaya çalışıyor okuruna. Nedir bu bakış açısı derseniz bu kitap için; işlenecek bir cinayeti bütün kasabanın biliyor oluşu!
Santiago Nasar, Vicario ikizleriyle yakın arkadaş ancak bir namus meselesi yüzünden arkadaşını öldürecekleri kitabın en başından belli. Evet, daha ilk sayfadan bu gerçeği öğreniyorsunuz ama buna rağmen tüm kitabı okuyorsunuz. Bence bu başarması zor bir şey ama yazar bunu öyle ustalıkla yapmış ki! 
Kitap boyunca bize Vicario kardeşlerin bunu çok da yapmak istemedikleri havası veriliyor, öyle ki tüm kasabaya bu kararlarını duyuruyorlar da belki bizi bir durduran olur umuduyla. Diğer yandan Santiago'ya yapılan bu suçlamanın aslı var mı yok mu kitap boyunca belirsiz, buna rağmen işlenecek cinayeti öğrenen kasaba ne Santiago'yu uyarıyor ne de kardeşleri durduruyor. Hepsinin kendince bahanesi var ama bu bahanelerin hiçbiri yapılan cinayetin yalnızca ikizler tarafından değil, aslında tüm kasaba tarafından işlendiği gerçeğini değiştirmiyor.
Hiçbir şey bir insanın hayatından daha önemli değildir ama koca kasabanın böyle bir şeye ne gerekçeyle göz yumduğunu öğrenmek istiyorsanız, alın ve okuyun. 💁🏼
Kitap büyük küçük pek çok ayrıntı içeriyor ama hepsine bir arada şahit olunca daha güzel, o yüzden daha fazla uzatmıyorum ve tavsiye ettiğimi de ekleyerek gidiyorum. 🌿

8 yorum:

  1. Fotoğrafı çok beğendim. :) Kırmızı Pazartesi de değişik bir kitaba benziyor. Konusu çok ilgi çekici.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, okursanız yorumunuzu bekliyorum :)

      Sil
  2. Yazardan okuduğum ilk ve sanırım en sevdiğim kitap. Yüzyıllık Yalnızlık kitabı daha çok ses getirse ve sevsem de Kırmızı Pazartesi daha özeldi benim için. Senin de beğenmene sevindim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim okuduğum ilk kitabı Albaya Mektup Yoktu, genel olarak sevdiğim bir yazar ama henüz 'İşte bu benim hayatımın eseri!' diyebileceğim bir kitabını okumadım. :D

      Sil
  3. Bu kitabı okumayı çok istiyordum senin yorumunu görünce hemen gidip almak istedim ;) eline sağlık

    YanıtlaSil
  4. En sevdiğim yazarın okuduğum ilk kitabıydı, dolayısıyla bende yeri hep ayrı olacak Kırmızı Pazartesi'nin. Etkisinden uzun süre çıkamamıştım, hala da düşündükçe tüylerim diken diken olur. Önyargıların ve toplum baskısının nelere sebep olabileceğinin en çarpıcı şekilde anlatıldığı eserlerden biri bence. Beğenmene sevindim :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevdim ama 'Benim Marquez kitabım bu!' diyemedim. :/ Ama gerçekten çok güzeldi o ayrı. ^^

      Sil