victoria aveyard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
victoria aveyard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2017 Cumartesi

Kitap Yorumu: Cam Kılıç (Kızıl Kraliçe, #2)

Serinin ikinci kitabıyla karşınızdayım. Okuyanlar bilir ki Kızıl Kraliçe, bilindik bir distopyanın temellerini taşıyan bir kitaptı. Elbette ikinci kitapla bir şekilde diğer distopyalarından ayrılmasını bekledim. Eh, belki bir miktar bunu başardı diyebilirim.


Birinci kitap çok fena bir yerde bitmişti hatırlıyorsanız ve işte kitap aynı noktadan devam ediyor. Yani kitabın yüksek bir tempoyla başladığını söyleyebilirim. Sonrasında inişli çıkışlı bir tempoyla yoluna devam ediyor.
Hatırlıyorsanız 'Kızıl Şafak Gibi Yükseleceğiz' sloganlı isyan ve Kızıl Muhafızlar ilk kitapta kendinden çokça söz ettirmişti. Burada da yine isyanın devamlılığını görüyoruz ama sanki Kızıl Muhafızlar arasında biraz çatırdamalar oluyor.
Biliyorsunuz ki ortaya Kızıl olup da güçleri olan insanlar çıkmış ve Julian bunlarla ilgili bir liste çıkarmıştı. İşte kitap çoğunlukla; Mara, Cal ve diğerlerinin bu 'Yenikanları' bulmaya çalışmalarını işliyor.
Kitap sadece Mare tarafından anlatılarak devam ediyor ve o yüzden doğru düzgün Maven'ı göremiyoruz. Bence bu olmamalıydı. Birden fazla karaktere söz hakkı elbette veremez yazar ama birilerinin Maven ne alemde bize söylemesi gerekirdi.
Bunun dışında kitaba çok fazla karakter dahil oldu ve çoğunlukla kim kimdir karıştırarak okudum.
Mare'nin düşüncelerine fazla yer verilmişti ve bir yerden sonra boğdu artık. Bazen 3-4 sayfa sırf onun bir şeyler hakkında düşünmesini, anlamlandırmasını, bir yere gittiyse bunu ve ne hissettirdiğini okuduk. Bu kadarına gerçekten gerek yoktu.
Ayrıca Mare insanı kanser edecek kadar aptal bir karaktere dönüştü. Önce korkak, ürkek, başkaları ne derse oraya giden bir karakterdi. O kadar şey yaşadı tamam artık, akıllanır, güçlenir dedik bu sefer de 'kimseye güvenmiyorum, abime bile güvenemem' deyip durdu. Sürekli kendisiyle çeliştiği noktalar oldu. Üstelik durmadan 'ben değerliyim, ben güçlüğüm, ben şöyleyim, ben böyleyim' Cidden kitap boyunca yıldırdı beni. Üzerinde baskı var biliyoruz da, bu baskıyla neleri başardığını bildiğimiz karakterler tanıyoruz biz. :D
Cal yine geride kaldığını düşündüğüm bir karakterdi. Yine de çok güçlü davranıp olayı kurtardığı zamanlar oldu. Elbette bu kitapta da yazar sizi üzecek bir takım işlere girişmiş. Okuyunca anlayacaksınız.


Yani birinci kitabı daha çok sevdim desem belki de yalan olmaz. Bundan daha iyisi olabilirdi. İlk kitap elinizde varsa alın, devam ettirin. Ama çok da bir şey beklemeyin. Keyifli okumalar.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%30): 3/5
Çok bir yenilik göremedim.

Sürekleyici/Akıcı olma (%40): 3/5
Mara'nın iç konuşmaları genelde akışı bozdu.

Kitap bana hitap ediyor mu? (%10): 2/5

Çeviri ve baskı kalitesi (%5) : 5/5 

İsim/Kitap uyumu (%10): 5/5

Güzel Kapak (%5): 5/5

Puan: 3

8 Mart 2016 Salı

Kitap Yorumu: Kızıl Kraliçe

Kitap güzeldi. Aslında gerçekten sevdim. Heyecanlandırdı beni yani.
Sadece biraz şüpheye düşüren ve 'daha neler, kimse anlamadı mı şimdi?' dediğim kısımlar oldu ve bazı şeylere ihtimal vermemeyi tercih ettim. Okuyan herkes aynı şeyi hissedecek sanırım. Bunun sebebi de benim açımdan, karakterleri sevdiğim içindi.
Benim açımdan ufak bir eksiklik daha var o da seriyi Grisha Serisi'ne benzetmem. Aynısı değil tabi ki ama birkaç nokta ciddi anlamda benziyor bence. Yani bu tarz kitaplar o kadar çok çoğaldı ki bir yerden benzerlik olmak durumunda kalıyor.
Grisha Serisi'nden daha çok sevdim ben ama onu da belirteyim ve tekrarlıyorum hayati benzerlikler değiller. :D Seriyi devam ettirmeyi de düşünüyorum.


Olaylar Mare etrafında dönüyor ama ben başka bakış açıları da okumak isterdim açıkçası. Özellikle Maven. Sadece gördüğünüz kadarıyla bile onu anlamanız mümkün ama ondan da bir şeyler okumak isterdim.
Şimdi insanlar kanlarına göre sınıflandırılıyor. Gümüşler ve kızıllar. İşte gümüşler kanı gümüş rengi olanlar, kızıllar kırmızı. Gümüşler asil, kızıllar köle. Gümüşlerin doğaüstü güçleri var, kızıllar normal insan. Adaletsiz bir dünya yani, yine.
Renk sistemi son zamanlarda baya popüler ama bunun kanla birleştirilmesi bence güzel. Böyle başka bir seri varsa da ben bilmiyorum. Güç için gümüşler savaşa giriyor ve ön sahalara kızılları atıyorlar.
Herkes belli bir yaşa gelene kadar iş bulamazsa orduya katılmak zorunda. Tabi herkesin iş bulması da kolay bir şey değil.
Mare de bir işsiz en kızılından. Abileri orduya katılmak zorunda bırakılmış. Baba tekerlekli sandalyeye mahkum, savaşlar yüzünden.
Tabi bir de sefalet içinde yaşamaları var. Yani gümüşlere nefret beslemek için bolca sebepleri var.
Gümüşler de doğaüstü güçlerinden dolayı kendilerini tanrı ilan etmiş durumdalar ve çok da iyi idare ediyorlar. Bir noktaya kadar.
Mare'yi tetikleyen bir olay olacak ve sonunda sokakta Cal ile tanışacak ve bu Mare için hayal edilemez bir kapı açacak. Bir açıdan iyi ve bir açıdan kötü.


Sonrasında Mare'yi sarayda boyundan büyük işlere bulaşırken okuyoruz. Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Okuyarak öğrenseniz sizin için daha heyecanlı olur. Cal'i çok sevemedim. Yani sevdim ama böyle favori karakterim de olmadı şimdi. Maven'ı çok sevdim ve sanırım hala seviyorum.  Tabi sonlardan beni feci sinir etti ama bakalım neler olacak. Umarım sonraki kitapta onu okuma şansım olur. Mare gerçekten birçok açıdan cesur davrandı. Yani öyle aşırı sevdiğim bir karakter olmadı ama.
İşte böyle. Şu an 4 kitap olacak diye biliniyor ve bu ay yurt dışında 2.kitap çıktı. Umarım pegasus elini çabuk tutar. Bu arada, kapak ve cilt çok iyi ya! Bir de ayraç eklerlerse oh oh. :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5 

Sürekleyici/Akıcı olma (%45): 4/5

Çeviri ve baskı kalitesi (%5) : 5/5 

Orijinal İsim (%10): 5/5

Güzel Kapak (%5): 5/5

Puan: 4.20