5 Nisan 2016 Salı

Kitap Yorumu: Sissoylu/Son İmparatorluk

Ne demeliyim? Gerçekten bu kitabı anlatacak kelimeler bulamıyorum. Takip eden arkadaşlarım nasıl bir Neil Gaiman hayranı olduğumu bilir ama sanırım ben o birinciliği Brandon Sanderson'a vereceğim. Ya sen nesin be adam? Vallahi nazarım değecek diye korkuyorum maşşşşallah sana. Arkadaşlar n'olur okuyun şu kitapları. Tüm o listenizi yırtın atın ve o-ku-yun!


Öncelikle şunu demek istiyorum, Brandon Sanderson kitapları -Akılçelen Yayınları'ndan çıkan kitapları olarak- gerek sayfa sayısı, gerek ebat, gerek punto olarak diğer kitaplardan farklı. Kitap gerçekten büyük ve kalın. Okurken kolunuz ağrıyor, fazla elde tutamıyorsunuz zaten ve puntolar ufak. Bunu her Brandon Sanderson başlığı altında tekrarlayıp duracağım sanırım. AMA,
Şunu demek istiyorum, kalın kitap okuma deneyiminiz yoksa kitap sizi zorlar. Ki bu benim 3. Brandon Sanderson kitabım ve kabul etmek zorundayım zaman zaman beni de zorladı.
Bu kitap 1 haftada bitti. Soluklanarak okudum çünkü benim açımdan bunu gerektiren bir kitap.
Ama çok iyiydi ya! Öyle bir dünya örüyor ki size, hayran kalıyorsunuz. Öncelikle Brandan Sanderson kitapları kendi oluşturduğu Kozmer (Cosmere) dünyasında geçiyor. Ya neresinden bahsetsem? O kadar çok şey var ki! Ve kesinlikle spoiler vermek istemiyorum.
Şimdi nedir bu Sissoylu; aslında özel insanlara verilen isim desek olur. Demir, bakır, altın gibi madenlerin -12 taneler- yakabilen ve yakmaları sonucu kendilerine çeşitli özellikler kazandırabilen insanlar.
Tabi sayı olarak da azlar. Bir de Siskanlar var. Bunlar da sadece 1 madenden herhangi birini yakabilen tür. Bunu neden anlattım, merak edip alın diye. :D Burada bakış açısı olarak daha çok Kelsier ve Vin ile beraberiz.
Kelsier... Bu manyak için diyecek söz bulamıyorum. Ben açıkçası doğru düzgün hiçbir karakteri benimseyemiyorum. Ama Kaladin -Kralların Yolu- ve burada da Kelsier. Kelsier bir Kaladin değil şimdi ama :D:D onu da çok sevdim. Gösterdiğinin aksine o kadar yaralı ki, alıp bağrınıza basasınız geliyor. Tabi biz onun aslında neler hissettiğine tanık olabildiğimiz için Kelsier kendini bizden gizleyemedi. Bu arada yazara buradan kocaman bir alacağın olsun ulan! Vin'i de sevdim. Ama hala favori kadın karakterim yok. Oralarda bir yerlerde saklanıyor ama hala kendisiyle karşılaşamadık. :D Kitaptaki her karakter çok iyiydi. Özellikle Breeze, Ham çekişmeleri falan. Aşk yok mu derseniz, azıcık ucundan o da var ama sonuç olarak bu bir epik-fantastik kitabı.
Bir de ciddi bir havası var aslında kitabın. Yani zaman zaman eğleniyorsunuz da ama tamamen değil.


O son çok güzeldi. Yani benim için bir endişedir nasıl bitecek acaba, kötü mü, beklediğim gibi mi vs vs. Hiçbir şekilde beklediğiniz gibi gitmiyor zaten adam sağlam vuruyor sizi. :D Ya gerçekten anlatmak istemiyorum. Olaydan bile bahsetmedim. Ben size arka yazıyı bırakayım en iyisi. Ondan daha iyi anlatamam.
Ha ona geçmeden, bir Brandon Sanderson özelliği olarak; yeni bölüm başlamadan önce ufak bir kısım veriyor size. Tabi siz bu ne şimdi deyip her bölüm başında okuyorsunuz. Onları önemsemeden okumayın çünkü her kitabında onların mutlaka bir anlamı oluyor ve siz ortalarında ya da sonlarında ne olduğunu anlıyorsunuz.
Bir de Parlayan Sözler -Fırtınaışığı 2- matbaaya gitti diye biliyorum. Brandon Sanderson yeni bir üçleme yazmaya başlamış ve yine 3 ciltten oluşacak bir çizgi roman yazmaya da başlamış. Arı gibi mübarek. :D Ve bir bilgi olarak bu serinin 3. kitabı da çıktı ama ilk basımında çok yazım hataları varmış o yüzden 2.baskı almanız yönünde tavsiyelere hep beraberce uyalım diyorum ben. :D Neyse çok uzattım.

"Bir zamanlar, dünyayı kurtarmak için bir kahraman ortaya çıkmıştı. Gizemli bir kalıtıma sahip, diyarların üstüne çöken karanlığa karşı cesurca meydan okuyan bir genç adam.
Yenik düştü.
O zamanlardan bu yana bin yıl geçti ve dünya, Lord Hükümdar olarak bilinen ölümsüz imparator tarafından yönetilen, kül ve sisten oluşan bir çölden başka bir şey değil. Üstelik bin yıldır bütün ayaklanmalar ağır bir hüsranla sonuçlandı.

Gecenin sahibi sisler. Dünyanın sahibi ise Lord Hükümdar.

Ancak her nasılsa umut ölmüyor. İmparatorluğun ve hatta Lord Hükümdar'ın bile sonunu getirmenin hayalini kurmaya cesaret edebilen bir umut. Planlanmakta olan yeni bir tür isyan var; tarihin en büyük soygununun etrafında inşa edilmekte olan bir isyan, dahi bir hırsızın kurnazlığına ve beklenmedik bir kahramanın, bir sokak çocuğunun kararlılığına dayanan bir isyan."

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5 

Sürekleyici/Akıcı olma (%45): 5/5

Çeviri ve baskı kalitesi (%5) : 5/5 

Orijinal İsim (%10): 5/5

Güzel Kapak (%5): 5/5

Puan: 5

4 yorum:

  1. Sen niye böyle yorumlar yapıyorsun :( Artık dayanamıyorum ve bu ayın sonunda toptan alıyorum inşallah.Bu seride hiç ufak da olsa romantizm var mı???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Betül artık Brandon okusun diyeee :D İlk kitapta ufacık bir romantizm var fakat ikinci ve üçüncü kitaplar nasıl bilmiyorum. Daha çok fantastik ağırlıklı. :)

      Sil
  2. Yazarla tanışma kitabımdı ama keşke ilk önce Steelheart'ı okuyup sonra Sissoylu'yla devam etseydim diyorum. Sissoylu'dan sonra beklentilerim über artmıştı çünkü.^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı düşüncedeyim ama zaten Steelheart baskısı bittiği için de alamıyorum. :/

      Sil