marslı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marslı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2015 Çarşamba

Marslı: Film Versiyonu

Bugün Amaril aklımı çeldi ve dersi ektim. Ben ektim çünkü onun dersi iptal olmuştu. :D
Arkadaşlar, ben ders ekmek için yaratılmışım ehehe.
Lisede de dibine kadar kullandım, burada da kullanacağım!
Neyse çıktık okuldan ne yapalım dedik sinema yapalım dedik. Tabi ben Marslı'yı görünce dibim düştü adete. Küçük Prens ile Marslı arasında gidip geldim ama Marslı galip geldi. Küçük Prens sonraki günlere artık.


Şimdi kitaptan zaten bahsettim. Şuradan ulaşabilirsiniz. Konuyu merak eden önce kitap yorumumu okuyabilir.  Yalnız şunu tekrar edeyim; UZAYLI FALAN YOK.
Birçok kişi bu ayrıntıyı atladığı için beklediğimi bulamadım demiş.
Bir filme gideceksem de ne anlatıyor diye açıp bakarım. Bakmadıysam da beklentimi karşılamadı diyemem çünkü ben yanlış bekliyormuşum. Konu Marslı olunca biraz atarlı oluyorum :D
Kısaca, bir astronotun Mars'ta mahsur kalışından bahsediyor.


Ben beğendim. Biraz durağan ilerliyor kabul ediyorum ama ikinci kısım çok daha heyecanlı.
Bir de 3D izledik, onun da ayrı bir keyfi vardı.
Mark'ın uzayda kendini bıraktığı sahnede nefes almayı unuttum neredeyse. :D
Özellikle Dünya ile iletişim kurduğu o sahnelerde çok güldürdü.
Efektler de beklediğimden daha iyiydi. Kısaca, beğendim. Tavsiyemdir.

4,7

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Baslangıç: Marslı

Herkese merhaba. İsmi okuyunca uzaylılardan falan bahsedeceğim gibi geldi, değil mi?
Eğer bu kitabın tanıtımını Kronik Okur'da okumasam ben de öyle düşünebilirdim.
Okurken çok eğlendiğim ve hemen bitirdiğim bir kitap oldu. Tek bir sorunu var o da dilinin fazla bilimsel olması. Ama yazar bunu esprileriyle -ustalıkla- kapatmış. Ayrıca 2 Ekim'de vizyonda ve çok merak ediyorum. Çünkü kitap her şeyin aksine komik ilerlerken filme sanki biraz daha dram katmışlar. Yani adam son ana kadar espri yapmaya devam ediyordu. Fragmanı izleyince demek istediğimi anlayacaksınız.


Şimdi gelelim Mark neler yaşamış. Mark bir astronot ve NASA tarafından Mars'a fırlatılan mürettebatın bir üyesi. Tabi herkes heyecanlı, yani uzaydasın. Mars'tasın. Eh, kimse Mars'ın onlara hazırlığı "Hoş Geldiniz!!!" partisinden haberdar değil. Böyle 'Fırtına' gibi bir parti.
Tüm mürettebat neye uğradıklarını şaşırıyor ve mecburi olarak görev iptal ediliyor. Uzay gemisine doğru güçlükle yol alırlarken Mark kopan bir uzay uydusunun azizliğine uğruyor ve onunla beraber bilincini kaybetmiş bir şekilde sürükleniyor. Mürettebat geri dönmek zorunda çünkü Onu aramaya kalksalar vakitleri yok ki gördükleri manzara itibariyle de ölmüş olduğunu düşünerek elleri vicdanlarında geri dönüyorlar.


Düşünülenin aksine Mark ölmedi, bulunduğu durumla dalga geçecek kadar da kendinde ve koskoca gezegende yapayalnız! Buradan sonra yaşam merkezi Hab oluyor ve yediği şeylerden Dünya ile iletişime kadar her şeyi buradan hallediyor. Tabi Dünya ile iletişim kurmak için az yol almıyor ki bu kısımlar da beni çok güldürmüştü.


Adam uzayda patates yetiştiriyor daha ötesi var mı ya! Kitap boyunca Mark'a hayran kaldım. Mars favori gezegendi benim için ve bu kitapla yerini korumaya da devam etti. . Ben açıkçası filmini izlediğim bir kitabı okuyamıyorum. Siz de böyleyseniz ve hala okumadıysanız bence almalısınız çünkü kesinlikle herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap. Söylemeden geçemem, yazar artık ne yazarsa alacağım! Daha fazla ayrıntıya girmeden burada bitiriyorum.
Mark'tan bir alıntı ile veda edelim. Keyifli okumalar!

Bir yerde bir kere mahsul yetiştirdin mi, orayı “resmi” olarak kolonize etmiş olduğunu söylüyorlar. Yani teknik olarak, ben Mars’ı kolonize ettim. Kapak olsun, Neil Armstrong!